30 Ocak 2010 Cumartesi

FİLM KRİTİK: Universal Soldier: Regeneration (2009)

Bir grup terörist Rusya başkanının çocuklarını kaçırarak, terk edilmiş Çernobil Nükleer Reaktörü ve çevresini ele geçirirler. Bazı siyasi tutukluların serbest bırakılması talebinde bulunurlar. Aksi takdirde reaktörün çekirdeği patlatılacaktır. Teröristlerin yanında ayrıca Evrenin Askerleri Projesi dahilinde üretilmiş bir de süper asker vardır. Eylemcilerle normal yollardan baş edemeyeceklerini anlayan ordu mensupları, son çare olarak son birkaç yılını rehabilitasyonda geçiren Luc’u yeniden göreve getirirler.

Çocukluğumuzdan kalma suçlu zevklerimizden olan Jean-Claude Van Damme ve Dolph Lundgren gibi dövüşçü-oyuncuları –her ne kadar artık yaşlanmış da olsalar- bir kez daha izlemek pek keyifli. Tabii ki filmden çok bir şey beklememek gerektiğinin bilincinde olarak. Her ne kadar serinin ilk iki filmini izlemeden seyredilmesinin fazla bir sakıncası olmayacaksa da, bu tür filmlere ilgi duyuyorsanız öncelikle ilk filmi izlemenizi öneririm.

http://www.imdb.com/title/tt1288403/

ALBÜM KRİTİK: Nohon Shumarov – Altai Maktal (2000)

Throat singing tekniğini kullanan Tuva müzisyeni Nohon Shumarov’u Bolot Bairyshev’le beraber yapmış olduğu albüm Uch Sumer’le tanımıştık. Uzun uğraşlar sonucu üstadın solo albümüne de ulaşmayı başardık. Throat sing tekniği kullanarak müzik yapan pek çok Tuva-Altay grubu-müzisyeni dinleyip hemen hiçbirini Bolot Bairyshev kadar beğenmemiş biri olarak Nohon Shumarov’un bu albümünü beğendiğimi söyleyebilirim. Öncelikle tarzı, şarkıları Bolot’u oldukça anımsatıyor. Ancak onunki kadar karanlık bir sound’a sahip değil. Albümde pek hoşuma gitmeyen birkaç şarkı mevcut olsa da genel olarak tatmin edici buldum. Özellikle Uch-Sumer maktal, Bool-bool, Kyiralarlu akh kaiyn, Saniskannin sygydy, Sary burler favori parçalarım.Tuva gırtlak vokali müzikleri hoşunuza gidiyorsa, Bolot Bairyshev kadar kaliteli bir müzisyen arıyorsanız muhakkak dinlemenizi tavsiye ederim.


FİLM KRİTİK: Town Creek (2009)

II. Dünya Savaşı öncesi, Hitler bir grup Nazi bilim adamını, yürütülen Okült araştırmalar çerçevesinde, Amerika’daki bazı Rün taşlarını araştırmak üzere gönderir. Bu amaçla Almanya’dan gelen bir araştırmacı, Alman kökenli bir ailenin çiftliğinde yanlarına yerleşir.

Günümüze gelindiğinde, aynı bölgede kardeşiyle kamp yapan genç bir adam kaybolur.

Bir kez daha “Naziler ve Okültizm” gibi şahane bir konunun boşa harcanışına şahit oluyoruz. Son derece zayıf bir senaryo, son derece vasat bir film. Hele ki yönetmeninin Joel Schumacher gibi usta bir yönetmen olduğu düşünülünce sonuç gerçekten tuhaf. Tamam, bu saatten sonra kendisinden bir başyapıt beklemiyoruz ancak bunun gibi her açıdan yerlerde sürünen bir film de beklemiyoruz doğrusu. Maalesef bu kez benzeri bir konuyu işleyen, tavsiye edebileceğim iyi bir film yok.

Not: Yakın bir zamanda, fırsat bulabilirsem filmin temel aldığı 'Naziler ve Okültizm' konusuyla ilgili bir araştırma yazısı hazırlamayı düşünüyorum.

http://www.imdb.com/title/tt0450336/