28 Ekim 2008 Salı

FİLM KRİTİK: Rescue Dawn (2006)

Bir Amerikan Hava Kuvvetleri pilotu (Christian Bale), Vietnam Savaşı’nın ilk günlerinde, gizli bir görev için Laos üzerinde uçarken düşürülür. Düşüş sonrası hayatta kalır ancak sonrasında ormanda da hayatta kalmayı başarabilmesi gerekecektir. Düşmanın eline geçip tutsak edildiğinde ise aklında sadece kaçmak vardır.
Gayet sade, abartıya kaçmayan, gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanmış bir Vietnam filmi. Aksiyon ve çatışma beklemeyin, bu filmde bunlar yok. Ancak gerçekçi ve güzel bir öykü var.
http://www.imdb.com/title/tt0462504/

FİLM KRİTİK: Bangkok Dangerous (2008)

Sıkı sıkıya bağlı olduğu kuralları ve prensipleri olan profesyonel suikastçı olan Joe (Nicholas Cage) aldığı büyük bir iş için Bangkok’a gider. Bir taraftan işini görürken bir taraftan da tanıştığı insanlar, koymuş olduğu kuralları gevşetmesine neden olacaktır.
Öncelikle şunu belirteyim ki filmde anlatılanlar hiç de orijinal fikirler değil; izlediğinizde siz de hak vereceksiniz. Ancak 1999 tarihli orijinal filmi yöneten Pang Biraderler’in bu filmi de yönetmiş olmaları, her ne kadar bir Hollywood yapımı olsa da filme bir Uzak Doğu filmi havası katmış. Özgün olmayan bir hikaye izliyorsunuz ama filmin stilize yapısı sayesinde sıkılmadan izliyorsunuz. Ancak elbette ortaya bir başyapıt çıkmamış.
http://www.imdb.com/title/tt0814022/

FİLM KRİTİK: Speed Racer (2008)

Matrix serisi sona erdiğinden beri Wachowski’lerin ne yapacağını merakla bekliyorduk. V for Vendetta’nın senaristliğini ve yapımcılığını üstlenmelerinden sonra bu meraklı bekleyişimiz daha da şiddetlendi. Ancak kendi adıma söylemem gerekirse böylesi bir kepazelik de beklemiyordum doğrusu! Tamam, bu bir çizgi film uyarlaması, estetiği de ona göre oluşturulmuş ancak göz yoran hatta mide bulandıran kitch görselliği bir yana bıraksak bile hikaye olarak da doğru dürüst bir şey anlatmıyor. Dolayısıyla ortaya ne küçüklere ne de büyüklere hitap eden manasız bir yapım çıkıyor. İki saati geçen abartılı süresi de cabası.
http://www.imdb.com/title/tt0811080/

FİLM KRİTİK: Beyaz Melek (2007)

İki kardeş babaları Ahmet’i tedavi ettirmek için İstanbul’a getirmişlerdir. Ancak Ahmet hastaneden kaçar ve tesadüfen kendini bir huzurevinde bulur. Kısa sürede buradaki yaşlılarla kaynaşır ve aralarında yeni evlenen bir çifte balayı olması için hepsini memleketine, Diyarbakır’a davet eder.
Film başladığı andan bitişine dek, izleyicinin içini parçalamak, üzmek, ağlatmak amacını taşıyor. Duygusu sömürüsü yoğunluğu az tutulsa ve izleyenin bu kadar da gözüne sokulmasa daha iyi bir film çıkabilirmiş ortaya.
http://www.imdb.com/title/tt1064931/

23 Ekim 2008 Perşembe

FİLM KRİTİK: Babylon A.D. (2008)

Yine gelecekteyiz. Savaşlar, çevre felaketleri, vs derken dünya pek de hoş olmayan bir yer haline gelmiştir. Paralı asker olan Toorop (Vin Diesel) Moğolistan’daki bir manastırdan alacağı genç bir rahibeyi Amerika’ya götürmek üzere kiralanır. Ancak kızı bu kadar özel kılan şeyin ne olduğunu bilmemektedir.
Maalesef hikaye çok zayıf kalmış. Oysa ki kurgulanan dünya, oluşturulan atmosfer fena değildi. Gereğinden fazla abartılmış aksiyon sahneleri sebebiyle, ‘aksiyonla harmanlanmış bilim kurgu’ olması gereken film ‘bilim kurgu katılmış aksiyon filmi’ halinde. Bir kere izlemelik bir film.
http://www.imdb.com/title/tt0364970/

FİLM KRİTİK: Death Race (2008)

Gelecekte hapishaneler özelleşmiş, mahkumlar ölümcül araba yarışlarına sokulmakta ve hapishane işletmecileri bu yarışların yayınından ciddi paralar kazanmaktadırlar. Kahramanımız Jensen (Jason Statham) de işlemediği bir suçtan dolayı hapse düşer ve hapisten kurtulmak için daha önceki yarışta ölen yarışçının yerine geçmek zorunda kalır.
Filmin uyarlandığı orijinalini (Death Race 2000) izlemiş değilim. Ancak bu film için şunu söyleyebilirim ki filmin B sınıfı bir yapım olduğunu baştan kabul ederseniz, özellikle de aksiyondan ve araba yarışlarından hoşlanıyorsanız keyif alacaksınız. Hafiften Running Man’i de anımsatmadı değil.
http://www.imdb.com/title/tt0452608/

13 Ekim 2008 Pazartesi

FİLM KRİTİK: Iron Man (2008)

Öncelikle şunu belirteyim: Iron Man çocukluğumdan beri çok da ısınabildiğim bir karakter değildir. Zira kendisi diğer çoğu süper kahramandan farklı olarak, süper bir güce sahip değildir. Tony Stark da tıpkı Bruce Wayne gibi, son derece ileri teknoloji ürünü bir takım edevatla kendini ‘süper’ kılmış multi milyarder bir iş adamıdır. Yine diğer çoğu süper kahramandan farklı olarak halk Iron Man’in gerçekte kim olduğunu bilir. Başta da dediğim gibi pek de sevdiğim bir kahraman değildir. Ancak…
Ancak film çok güzel olmuş! Öyle ki çizgi roman uyarlaması filmlerin nasıl yapılması gerektiğinin dersini verir nitelikte. Hem iyi bir film, hem iyi bir uyarlama, hem abartıya kaçmayan güzel bir görsellik, hem iyi bir öykü, hem de suyunu çıkartmayan mizah. Transformers 2’yi çekmeye hazırlanan yönetmen, yapımcı ve senaristlere ders olarak defalarca izletilmeli.

FİLM KRİTİK: Strangers (2008)

Genç bir çift gece geç vakit evlerine dönerler. Bir takım kişilerin önce ev dışından, sonra da evin içinde tacizine-saldırısına uğrarlar.
Maalesef film sadece yukarıda yazdığım iki cümleden ibaret. Bir gerilim filmi olmasına rağmen seyirciyi germeyi başaramıyor. Ancak benzeri filmlerde daha önce çokça izlediğimiz klişeleri tekrarlayarak izleyenin içine sıkıntı vermeyi başarıyor. Belki de öğrenemeyeceğimizi bildiğimiz-tahmin ettiğimiz için, ne ‘yabancılar’ın kim olduklarını, ne de yaptıklarını neden yaptıklarını merak ediyoruz. Liv Tyler’ın güzelliği dahi filmi katlanılır kılmaya yetmiyor. Eğer benzeri bir konuyu işleyen, izleyeni germeyi başaran bir film izlemek istiyorsanız tavsiyem Fransa-Romanya yapımı Ils adlı filmdir.
http://www.imdb.com/title/tt0482606/

7 Ekim 2008 Salı

FİLM KRİTİK: Stuck (2007)

Genç bir kız gece geç vakit arabasıyla evine dönerken yolda evsiz bir adama çarpar. Adam ön camdan içeri girerek sıkışır kalır. Panikleyen kız ne yapacağını bilemez ve arabasını sıkışmış adamla birlikte evinin garajında bırakır.
Orijinal denebilecek, değişik bir hikaye. Kanlı sahneler ne gösterilmekten kaçınılmış, ne de izleyicinin gözüne gözüne sokulmuş; yani ölçüsü tutturulmuş. Bir başyapıt değil elbet ama sıkılmadan izlenebiliyor. Son olarak filmin öyküsünün gerçek bir olaya dayandığını da belirteyim.
http://www.imdb.com/title/tt0758786/

6 Ekim 2008 Pazartesi

DİZİ KRİTİK: Fringe

Herkesin “J.J. Abrams’ın yeni projesi” diye bildiği ve bu sebeple beklediği dizi… “X-Files ile Heroes’un karışımı” diye lanse edildi. Peki gerçekten de öyle mi?
Baş karakterlerimiz FBI ajanı bir hatun, 17 yıldır akıl hastanesinde kapalı tutulan dahi bir bilim adamı ve IQ’su dahileri bile imrendiren oğlu. Dünya üzerinde gerçekleşen ve ‘pattern’ diye tabir olunan bir dizi tuhaf, açıklanması zor olayları inceliyorlar. Ve tüm bu olaylar her seferinde bir şekilde deli bilim adamımızla ve Global Dynamics isimli dev bir şirketle ilişkili görülüyor.
Henüz dört bölüm yayınlanmış olsa da vaat ettiği kadar cazip bulmadım. Tamam, her bölüm kendini sıkmadan, merakla izletiyor. Ancak beklentileri karşılamıyor.
http://www.imdb.com/title/tt1119644/

ALBÜM KRİTİK: Silencer – Death – Pierce Me (2001)

Burzum benzeri müzik arayışımda rast geldiğim bir grup Silencer. Tarz olarak Depresif hatta Suicidal Black Metal diyebilirim. Melodiler genelde Burzum’vari bir şekilde basit ve tekdüze. Şarkılarda akustik ve klavye bölümlerine de yer verilmiş. Vokaller tam anlamıyla çığlık şeklinde. Böylesi vokal yapan Nattramn isimli vokalist, gerçek hayatta da pek normal bir insan değilmiş. Çeşitli psikiyatrik tedavi merkezlerinde tedavi görmüş. Son olarak çocuk bahçesinde oynayan çocuklara baltayla saldırmış. Nitekim elemanın akıl hastanesine kaldırılışıyla birlikte grup da dağılmış. Bizlere de bu albüm yadigar kalmış. İlk dinleyişte ısınamayabilirsiniz ancak gayet iyi bir albüm olduğunu üstüne basa basa söylüyorum.
http://www.metal-archives.com/band.php?id=8476